Tatlı Paylaşımlar

17 Eylül 2012 Pazartesi

durma bağır

hayatımda boyunca ağzına geleni söyleyen, sinirlenince ya da üzülünce tepki gösteren insanlara hayran kalmıışımdır. Çünkü ne yazık ki bu konuda eksiklerim var(en azından son 4 5 yıldır). Tamam manyak bir insan olabilir, sokaklarda şarkılar söyleyebilirim ya da deli gibi dans edebilirim hatta bu yazıyı okuyan çoğu arkadaşım neden bu kız böyle bir sorunu olduğunu düşünüyor ki diyebilir. Şimdi itiraf zamanı. Açıkçası eskiden böyle değildim duygularımı ifade etme konusunda çok daha rahattım. Sanırım eskiden insanların düşündükleri çok daha az umurumdaydı. Artık üzüldüğümde toplum içinde ağlayamıyorum, sinirlendiğimde tepki gösteremiyorum ve ne yazık ki bu konu hakkında bir şey yapamıyorum. Peki 4 5 yıl öncesinden bu zamana kadar hayatımda neler değişti de böyle oldum? Ailem buna büyümek diyor bense ailemin ve insanların istediği gibi biri olmak diyorum. Ailem tarafından ciddiye alınmak için gerçekten çok fazla fedakarlık yaptım ama dün bir arkadaşımın tavsiyesiyle hayatım hakkımda tekrar düşünmeye başladım. Bu hayat kimin? Ben kimin için yaşıyorum? Kaç yaşındayım? Neden bu kadar şey yapmama rağmen ailem hala benden adam olmadığını düşünüyor? Neden insanların düşünceleri bu kadar önemli ki? Ve daha nice sorular... Hayat benim hayatımdı ve kendim için yaşıyordum, kendi kararlarımı kendim verebilecek yaştaydım ve aileler hiç bir zaman evlatlarını mükemmel göremezdi ( en azından bizimkiler açısından konuşayım) insanların düşündükleri önemli değildi aslında çünkü beni olduğum gibi kabul eden insanlar zaten hep yanımda olucaktı. Belki yine uzun bir süre içimden geçenleri söylemeyip içimde kalıcak kendimi yiyip bitiricem ama bir gün tüm bunları aşıcam ve inanıyorum ki hayatım daha güzel olucak. Siz de benim gibiyseniz bir an önce sizde isyan etmeye başlayın inanın böyle kendinize zarar verirsiniz. Hadi durmayın bağarın bırakın kendinizi ve duygularınızı ifade edin hem huzurlu hem de sağlıklı olucaksınız. Tatlı günler.

7 Eylül 2012 Cuma

çiğdem prensi


12 Temmuz 2012 Perşembe

bazen zor olsada hayatta önemli seçimler gerekli

Son zamanlarda şunu fark ettim ki hayatımı kendim için değil hep başkaları için yaşamışım. Aman aileme laf gelmesin, aman arkadaşlarım kırılmasın, bak şunun şuna ihtiyacı varmış yardım ediyim, bunun derdi varmış hemen koşıyım, aman şunu memnun ediyim bunu mutlu ediyim derken hayatım böyle akıp geçmiş. Bu yaz hayatımı gözden geçirme yazım oldu bence herkes bunu yapmalı hayatını biraz gözden geçirmeli ve önemli kararlar vermeli. En önemliside kendi için yaşamalı. Herkes böyle yapıyor bunu çok gördüm. İnsan oğlu malesef biraz bencil yaratılmış bir yaratık en basit örneğide doğaya zarar vermesi. Kendinden sonraki nesili düşünmeden yakıp, yıkıp, kırıp geçip düşüncesizce zarar veriyor. Ama sadece doğaya değil insanlarda aynı şeyi yapıyorlar. Güvendiğimiz insanlar, arkadaşlarımız  hatta arkadaşlarımız bile olmayan insanlar , en acı olan şu ki aileden biri bile olsa bu yakınların bile hiç düşünmeden yıkıp geçiyorlar hayatını. Bazen görmezden geliyorlar yaptıklarını bazen görselerde bir teşekkür bile zor gelebiliyor sadece sevdiğin ve hiç bir karşılık beklemeden yaptığın şeyler için. Ben de artık şöyle yapıyorum insanları izliyorum, değerlendiriyorum ve bir karar veriyorum benim için en doğrusu ne? Kimlere ne kadar değer vermeliyim? Hayatımda öncelik sıram neler? Her ne olursa olsun aile öncelikli bunu biliyorum ama kendimden de ödün vermemeye çalışıyorum artık, güvenebileceğim insanları iyi değerlendiriyorum, hayatıma beni üzmiyecek insanları alıyorum en önemlisi kendimi seviyorum  ve hayatımı zorlaştıran insanları hayatımdan çıkartıyorum. Hayatta verdiğiniz değeri hakkedicek çok az insan var. Bu yüzden diyorlar ya dost dediğin insan 1 2 kişi geçmez diye. Siz de onları iyi seçin hayatınızı başkalarına göre değil kendinize göre yaşayın ve yönetin.

11 Temmuz 2012 Çarşamba

çirkin ayaklı kız


bozcaada kalesi

Benim favori tatil yerim işte bozcaada huzur burda güzel manzalar, güzel insanlar, güzel yemekler... Herkese tavsiye ederim tam anlamıyla cennet burası.

bozcaada'da bir kabak atölyesi


8 Temmuz 2012 Pazar

Apollon Smintheion (Çanakkale/Gülpınar)


çocukların gülüşü hep güzel

en içten, en gerçek gülüşler ve en içten en önemlisi en samimi duygular çocuklarda tatlı Rüzgar la karşılaşmamızla bir kez daha anladım bunu

gülpınarın şaşkın tatlıı kızı


6 Temmuz 2012 Cuma

müzik konuşur aslındaa

Müzik ne kadar enteresan bir dünya değil mi ama. Alıp seni bambaşka yerlere götüren kendini en rahat ifade edebildiğin o güzel uçsuz bucaksız dünya. Bazen duygusal bazen isyankar bazen üzgün bazen mutlu bir çok şey vardır aklıma şimdi gelmeyen. Ama seni anlatır her zaman duygular illa ki bulursun koskaca dünyanın içinde kendini ifade edicek bir yer. Mesela benim biraz duygu ifade etme problemim var. Bu yüzden sözler değil parmaklarım ifade eder beni. Ama her o tuşlara dokunduğumda huzur bulurum çünkü konuşmaya başlarım rahatlarım. Etrafımda da çok insan var kendini ifade etme şeklini müzikle bulan. Kimisi yazıyor notaya döküyor duygularını, kimisi benim gibi piyanonun tuşlarında, kimisi şu bir türlü temiz ses çıkaramadığım yaylı sazıyla, kimisi karmaşık sözcüklerle, kimisi evinde hobisi olan ama hep kendini sahnede hayal ettiği gitarıyla... Hepsi benim gibi utangaç mı bilmiyorum ama şunu biliyorum ki hepsinin dünyaya söylemek istediği çok fazla şey var. Müzik dolu tatiller.

5 Temmuz 2012 Perşembe

piyanistin parmağı tatlı

Canınız lokma çekiyor ama sadece sokakta lokma döküldüğünde yemek zorunda kalmaktan şikayetçimisiniz üzülmeyin size harika bir tatlı tarifim var. Belki görünüşte güzel olmayabilir ama tadını seviceğinizden eminim haydi başlayalım. :)

Önce malzemeler
-4 milföy hamuru (yapıcağınız kişi sayısına göre değiştirebilirsiniz ama benden öneri bu)
-Ceviz 
-Toz Tarçın
Şerbet için
-1 buçuk su bardağı su
-1 su bardağı toz şeker
-2 çay kaşığı limon suyu

Öncelikle tencerede su, şeker ve limon suyunu kaynatın. Bu arada milföy hamurlarını çıkartın ki onlarda çözülmeyi unutmasın :)




Milföy hamurlarını ilk olarak şerit halinde daha sonra da o şeritlerin yarısını kesin.






Kestiğiniz şeritleri elinizle genişletin ve içlerine cevizleri yerleştirin.





Daha sonra uçlarını sıkıca kapatın.





Ayçiçeği yağında milföy hamurlarını güzelce kızartın. Kağıt havlu üstüne koyun ki birazcık yağını çeksinler sonrada şerbette güzelce tatlansınlar. Üzerine toz tarçın yanınada dondurmayla tatlınızı sevis edin. 

Afiyet olsun. Tatlı yemeler.

Önemli not: Eğer bu yemeği evinizde piyano çalan biri yaparsa tatlının daha lezzetli olucak söyliyim :) Bir de sevgiyle yapıp üstünede şarkı patlatırsanız tadından yenmez.












1 Temmuz 2012 Pazar

vapur


28 Haziran 2012 Perşembe

tatlı kemancıı :)


25 Haziran 2012 Pazartesi

güzel izmir



21 Haziran 2012 Perşembe

charleston dance


asansör

biz de kendimizi attık sokaklara güzel izmiri keşfe çıktık.

tatlı gezmeler

siz de yazınızı büyük hayallerle bekleyip sonunda evde oturanlardan mısınız kendinizi hiç yalnız hissetmeyin ben de tam olarak öyleyim. büyük kışımı eşek gibi çalışarak geçirdim hep dedim ki kendi kendime yazın antalya benim marmaris senin hop bodrumda buradaymış çeşmede  hemen dibimizdeymiş belki daha uzak diyarlarda olabilir diyereken ordan oraya tembel tembel saz çalar dururum diye avuttum kendimi ama bir de baktım ki bu sıcakta hala İzmirdeyim. tamam piyano çalışma gibi çok önemli bir görevim var ama gerçekten canım biraz kafa dağatmak istiyor. alıyorum makinamı elime yeni yerler keşfediyorum, konserleri takip ediyorum hatta yeni bir uğraşım olan bu blogda insanlarla güzel anılarımı ve düşüncelerimi paylaşmaya çalışıyorum. hadi sizde kalkın biraz yataktan şehrinizi keşfedin biliyorum çok sıcak 4'ten sonra tatlı bir hava oluyor tadını çıkarın. bunu bu akşam düşünün bence harika bir gün geçirebilirsiniz ama şapka almayı unutmayın tabi koca bir şişe soğuk su :) tatlı gezmeler:)

hii

20 Haziran 2012 Çarşamba

tatlı düşünceler

yazın hiç bişey yapmamanın sıkıntısından mıdır bilmem ama her yaz böyle boş olduğum zaman diliminde sürekli bir depresyon halindeyimdir. ama her sene bu depresyon dönemi hayatımda  bana değişik düşünceler ve hayatımla ilgili kararlar aldırır. ama bu seneki gerçekten pek bir ilginçti. benim genelde küçük odamda yaşattığım dans tutkumla ilgili bu seferki. insanlar çocukluğunda yanlış kararlar verebiliyor malesef ama çocukluk işte yinede pişman oluyor ama insan. bazı şeyler için özellikle sanat dallarında tabi erken yaşta kararlar vermek gerekiyor. ben ne yazık ki ileride ne olucağımı hiç düşünmemişim ya da ailem tarafından düşünülüp tasarlanmış banada yine söz düşmemiş. şunu tavsiye ediyorum boş zamanınızda bir düşünün hayallerinizi ve bir daha gelemiceğimiz bu dünyada gerçekten neler yapmak istiyoruz. evet bu dünyaya bir daha gelmiyeceğiz o yüzden iyi düşünün ve geç olmadan hayallerinizin ucundan da olsa yakalayın. tatlı düşünceler :)

summer boy


american boy


tatlı şeyler yorar bazen :)

dün akşamdan beri tatlı paylaşımlarıma tatlı bir düzenleme yapmaya çalışıyorum ama malesef ki uzun çıldırma saatlerine rağmen hala becerememiş bulunmaktayım. Yiğitle birazdan bulunduğumuz mekanı dağıtıcaz o derece çıldırmak üzereyim :D ama herşey tatlı zaman geçirmeniz için birazdan sizin için tatlı resimler çekmeye gidicez. her gün yeni paylaşımlarımla blogumu aktif tutmaya çalışıcam.tatlı takipler :)

real art


tatlı bir paylaşım :)

buono petit


choose your way


izmir/alsancak


we love pisa tower

tatlı bir sabaha tatlı bir italya görüntüsü

19 Haziran 2012 Salı

berlin dom

Artık gerçekten de son  yoksa yarın hiç tatlı olmayan bir uykusuzluk yaşıyıcam :)

take a little rest in alexanderplatz

son bir tatlı gece fotoğrafı :)
Hayatta beni mutlu eden şeyler nelerdir diye düşündüm bugün. Şöyle bir etrafıma baktığımda anladım aslında. Piyano çalmak, fotoğraf çekmek, gezmek,  dans etmek , araba sürmek. Bugün tüm bu dediklerimi yaptım ve şunu fark ettim ki tüm bunları yaparken kendimi özgürce ifade ediyorum aslında. Piyanonun tuşlarında duygularımı özgürce yansıtıyorum, kendime özgü kareler çekiyorum beni ve hayatımı yansıtan, özgürce keşfediyorum gezerken, özgürce hareket ediyorum hopluyorum zıplıyorum dans ederken ve kendimi müziğin ritmine kaptırıp yolda İzmirden uzaklaşırken özgür hissediyorum kendimi şapşal şapşal gülümsüyorum. Özellikle son zamanlarda insanın kendini özgürce ifade etmesi suç oldu. Ama sizde hem suç işlememiş olucağınız hem de özgür hissediceğiniz bir uğraş bulabilirsiniz kendinize. Müzik, resim, yazmak, gezmek her ne olursa... Bunu neden mi yazdım ? Böylece düşüncelerimiz özgür bıraktım.   Tatlı uykular, tatlı rüyalar :)
Malesef şimdilik çok az analog fotoğrafımı paylaşabiliyorum :( daha bu güzel makinaya yeni kavuştum ve elimde sadece bunlar var şimdilik d5100 ile çektiğim fotoğraflarımı paylaşıcam. Ama yakında analogların devamı gelicek. Umarım tatlı zamanlar geçirirsiniz :)

hi double ceyda :) (bulb)


my old friends



Özlenen yıllar özlenen arkadaşlıklar

angry cat in güzelyalı


sweet dog in kemeraltı


like a pulp fiction :)


sevimli diana f+ mr.pink analog makinamla ve nikon d5100 ile çektiğim fotoğraflarımı ve düşüncelerimi paylaşacağım tatlı blogum